Türkiye Cumhuriyeti Devleti en ciddi daralmalardan birini yaşıyor.
Daralma bölgesinde ise olayların hızı artıyor.
Bu daralma bölgesi çıkışı Türkiye’yi ya ses üstü hız bölgesine taşıyacak ya da Türkiye bu alanda ses duvarını aşamayıp paramparça olacak.
Türkiye’nin bu bölgede paramparça olması için yapılan müdahalelerin sayısı, Türkiye’nin bu bölgeden ‘ses üstü’ hız ile çıkmasını sağlayacak çabalardan çok fazla.
Türkiye’nin önündeki 4 ay, çok önemli olaylara gebe.
Bunun ipuçları, son günlerde MEDYA yoluyla yaşatılan DEZİNFORMATSİYA’nın içinde oldukça fazla…
Gazetemizde Lübnan Devlet Başkanı HARİRİ’ye yapılan suikastı ele aldığımızda bize “bunun Türkiye ile ne ilgisi var?” diyenler, cevaplarını bugüne kadar çokça aldılar ama onlar hala bıraktığımız yerde otluyorlar.
Otladıkları yere pisleyip, pislettikleri yerden yine otlamaya devam ediyorlar.
HARİRİ suikastının ayrıntılarını yazdığımızda, bize en sert yanıt yalancı, düzenbez ve kukla BM Savcısı Detlev MEHLİS’ten gelmişti.
Daha sonra MEHLİS bu görevden istifa etmek zorunda kaldı.
Ardından bu göreve Serge BREMMERTZ getirildi; gerçeklerin ucu ortaya çıkmaya başladı.
Gazetemizin bir yıl önce yazdıklarını doğrulayan ipuçları ve bulgulara Serge BREMMERTZ, daha yeni ulaştı.
Ardından Almanya’da bir kitap yayınlandı ve MOSSAD-CIA-AMAN-DGSE ve BND tarafından yapılan “dezinformatsiya”nın ardındaki gerçekler ortaya saçıldı.
Juergen Cain Kuelbel’in yazdığı MORDAKTE HARİRİ kitabında, gerçeklerin bir kısmı kamuoyunun bilgisine sunuldu.
Anayurt Gazetesi’ni, daha doğrusu yansız ve dürüst bir Türk gazetesini okumaktan imtina edenlere bu kitabı okumalarını tavsiye ederim.
Bu sözüm dantel bile olamayacak kadar vasıfsız entelektüel geçinen, kendini terör uzmanı olarak ve danışman olarak tanıtan züppelerimizedir.
Aslında bu kitabı ve lütfederlerse gazetemizin “Yalan Rüzgarı Dizisi”nin tamamını okumalarını Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayip ERDOĞAN’a, Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Hilmi ÖZKÖK’e, MİT Müsteşarı Emre TANER’e şiddetle tavsiye ediyorum.
Her ne kadar Genelkurmay Başkanımız kendisine yazdığımız ve pek çok tekrar ettiğimiz “Açık Mektup”ları okumuyorsa da, bunları okumasını özellikle tavsiye ediyoruz. Çünkü, işin ucunda kendilerinin ve/veya başbakanın “CAN”ı söz konusu.
Onların CAN’larından daha çok Türkiye üzerine oynanan oyunların varmaya çalıştığı HEDEF söz konusu.
Evet yanlış okumadınız.
Başbakan’ın ve Genelkurmay Başkanı’nın CAN’ları sözkonusu.
Anayurt’ta bizim bahsettiğimiz ve gerek Serge BREMMERTZ ve gerekse MORDAKTE HARİRİ kitabında bahsedilen hususların Başbakan ve Genelkurmay Başkanı ile ne alakası var derseniz, hemen bahsedelim.
HARİRİ’nin aracı özel yapımdı.
Araç EKT-EKKT (Elektronik Karşı Tedbir-Elektronik Karşı Karşı Tedbir) sistemleri ile donatılmıştı.
Türkiye’de JAMMER sistemi olarak da bilinen bu donanım, aracı firmanın tesislerinde takılmıştı.
Bu sistem, çok özel bir sistemdi. Ve sistemin “kaynak kullanım kodları” sadece yapımcı firma tarafından biliniyordu.
HARİRİ’ye suikastın yapıldığı gün, suikastten bir saat önce bu sistem sustu, daha doğrusu susturuldu.
HARİRİ’nin aracı, sadece zırhlı bir hedef olarak ortaya çıktı.
JAMMER sistemini susturan, HARİRİ’nin aracına bu sistemi monte eden firmanın en direkt sahibi olan MOSSAD ve AMAN ajanlarından başkası değildi.
Dünya üzerinde bu sistemin yapımcıları ABD, İsrail ve İsviçre patenti ile bir İsveç firmasıydı.
Her üç firma da uzaktan MOSSAD-AMAN, daha doğrusu İsrail ile ilişkiliydi.
Son günlerde “PKK Başbakan’a uzaktan kumandalı bir uçakla suikast yapacak” haberleri bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Suikasti yapacak olan PKK değildir, MOSSAD-AMAN-CIA eksenidir.
Kullanılacak uçak da “uzaktan kumandalı” basit bir uçak değil, HARİRİ suikastında da İsrail tarafından kullanılan “Pilotsuz Uçak” tipinde bir uçak olacaktır.
Peki suikastın Başbakan’a yapılacağı söyleniyor, Genelkurmay Başkanı ile ilişkisi nedir diyenler olabilir. İsterseniz onu da açıklayalım.
Allah saklasın Genelkurmay Başkanı’na Temmuz ayında ya da Yüksek Askeri Şura’dan önce böyle bir suikast yapılırsa neler olur, bir düşünün. Bu konuyu daha fazla açmadan ve deşmeden Başbakan’a suikastın yapılma ihtimalinin gerekçesini de açıklayalım.
Bir ara yine gazetemizde HABLEMİTOĞLU suikastı ile ilgili olarak “Kör müsün be adam!?” başlığı altında bir yazımız yayınlanmıştı Başbakan’ın o yazıyı ve yine geçmişte bir yazımızın içinde birine sorduğumuz “Esenboğa’ya kadar neler görüştünüz, size neler söyledi?” cümlesinin bulunduğu yazımızı okumasını tavsiye ederim.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin , Milleti’nin ve Vatanı’nın Bekası için çaba gösteren bir basın mensubu olarak, bizden UYARMASI… Bu uyarıyı ciddiye alınız.
Size bu haberleri ne kendisine MİT Müsteşarlığı teklif edilen ve şu anda Ermeni asıllı bir belediye başkanının korumasında olan bir Em.Kur.Alb. verir; ne de bir parti adına özel olarak kurulan ve başına emekli bir general aranan gayri yasal, gayri ahlaki ve gayri milli İSTİHBARAT TEŞKİLATI.
Bu uyarımızın nedeni de, hedef alınan/alınacak kişilerden çok olayın/olayların ülkemiz için yaratabileceği tehlikeler, oluşturacağı girdap ve hatta karadeliktir.
Hariri cinayeti kimin işi? 30.04.06 - 00:36 Alman gazeteci yazar Jürgen Cain Külbel, Lübnan`ın 14 Şubat 2005`te suikasta kurban giden Başbakanı Refik Hariri cinayetiyle ilgili olarak yazdığı ve kısa süre önce piyasaya çıkardığı kitapta, ABD ve İsrail`i işaret ediyor.
Külbel, Lübnan`da Suriye karşıtı bir ayaklanmanın her ikisinin de işine geldiğini ileri sürüyor.
Bağımsız gazeteci Külbel, ``Mordakte Hariri. Unterdrückte Spuren im Libanon`` başlıklı kitabında cinayeti soruşturmak için kurulan BM Komisyonu`nu olayın sadece Suriye pistini incelemekle suçlayarak, ``Başka pistler de var ve bu pistler Washington, New York ve Kudüs`e ulaşmadan önce Lübnan`da bir iç savaşa gidiyor`` diyor.
Külbel, Suriye gizli servisini suçlayıcı ifadeler veren başlıca tanıkların şimdi milyoner olduğunu ya da aralarından birinin bir kazada tuhaf biçimde ortadan kaybolduğunu belirtiyor. Kitabında Amerikalı araştırmacı gazeteci Wayne Madsen`a dayanarak, Lübnan`ın ekonomik ve siyasi çevrelerinde çok etkili bir isim olan eski başbakanın ülkenin kuzeyinde bir Amerikan üssü kurulmasına karşı çıktığını belirten Külbel, Hariri`nin eski danışmanı Mustafa El Nasır`ın, ``Hariri cinayeti, Lübnan`ın siyasi yaşamında gerginlik yaratmak amacındaki İsrail gizli servisi Mossad`ın işidir`` dediğini öne sürüyor.
Külbel, ayrıca bir İsviçreli uzmana dayanarak, Hariri`nin konvoyundaki alıcılarının parazit yapmasına da değiniyor ve bu alıcıların normal zamanda bir bombanın uzaktan aktif hale getirildiğini algıladığına, ancak bu sefer tamamen devre dışı kaldığına işaret ediyor. Külbel`in kitabında adı geçen Hariri`nin danışmanı Mustafa Nasır ise, Hariri cinayetinin arkasında Mossad`ın olduğunu söylemediğini açıkladı. AA
Alman gazeteci yazar Jürgen Cain Külbel, Lübnan'ın 14 Şubat 2005'te suikasta kurban giden Başbakanı Refik Hariri cinayetiyle ilgili olarak yazdığı ve kısa süre önce piyasaya çıkardığı kitapta, ABD ve İsrail'i işaret ediyor ve Lübnan'da Suriye karşıtı bir ayaklanmanın her ikisinin de işine geldiğini ileri sürüyor.
ULUSAL STRATEJ 29.4.2006
Alman gazeteci Külbel, kitabında ABD ve İsrail'i işaret ediyor
Alman gazeteci yazar Jürgen Cain Külbel, Lübnan'ın 14 Şubat 2005'te suikasta kurban giden Başbakanı Refik Hariri cinayetiyle ilgili olarak yazdığı ve kısa süre önce piyasaya çıkardığı kitapta, ABD ve İsrail'i işaret ediyor ve Lübnan'da Suriye karşıtı bir ayaklanmanın her ikisinin de işine geldiğini ileri sürüyor.
Bağımsız gazeteci Külbel, “Mordakte Hariri. Unterdrückte Spuren im Libanon” başlıklı kitabında cinayeti soruşturmak için kurulan BM Komisyonu'nu olayın sadece Suriye pistini incelemekle suçlayarak, ”Başka pistler de var ve bu pistler Washington, New York ve Kudüs'e ulaşmadan önce Lübnan'da bir iç savaşa gidiyor” diyor.
Suriye gizli servisini suçlayıcı ifadeler veren başlıca tanıkların şimdi milyoner olduğunu ya da aralarından birinin bir kazada tuhaf biçimde ortadan kaybolduğunu belirten Külbel, başkent Beyrut'un göbeğindeki olay yerinde saldırıyı düzenleyen sözde intihar komandosunun DNA'larının hiçbir zaman bulunamadığına işaret ediyor.
Suikasta ABD ya da İsrail'in karıştığını kanıtlayamamakla birlikte, kitabında bu yöndeki tanık ifadelerini derleyen Alman yazar, Hariri'nin, ölümüne kadar ABD'deki bir Lübnan lobisi “United States Committee for a Free Lebanon”un internetteki sitesi www.freelebanon.org'da öldürülecek kişiler listesinde yer aldığını da hatırlatıyor.
Kitabında Amerikalı araştırmacı gazeteci Wayne Madsen'a dayanarak, Lübnan'ın ekonomik ve siyasi çevrelerinde çok etkili bir isim olan eski başbakanın ülkenin kuzeyinde bir Amerikan üssü kurulmasına karşı çıktığını belirten Külbel, Hariri'nin eski danışmanı Mustafa El Nasır'ın, “Hariri cinayeti, Lübnan'ın siyasi yaşamında gerginlik yaratmak amacındaki İsrail gizli servisi Mossad'ın işidir” dediğini öne sürüyor.
Külbel, ayrıca bir İsviçreli uzmana dayanarak, Hariri'nin konvoyundaki alıcılarının parazit yapmasına da değiniyor ve bu alıcıların normal zamanda bir bombanın uzaktan aktif hale getirildiğini algıladığına, ancak bu sefer tamamen devre dışı kaldığına işaret ediyor. Yazar, bu sistemin sadece üreticisi tarafından etkisiz hale getirilebileceğini, üreticinin ise eski Mossad ajanları tarafından kurulan bir İsrail firması olduğuna dikkati çekiyor.
NASIR'IN AÇIKLAMALARI
Külbel'in kitabında adı geçen Hariri'nin danışmanı Mustafa Nasır ise, Hariri cinayetinin arkasında Mossad'ın olduğunu söylemediğini açıkladı.
Nasır, Beyrut'ta AFP'ye yaptığı açıklamada, “Alman gazeteciyle hiç karşılaşmadım, şimdiye kadar fikrimi hiç açıklamadım ya da bir tarafı suçlamadım. Çünkü her türlü suçlamanın soruşturmaya karışmak olacağını düşünüyorum” ifadesini kullandı.
Hariri, Beyrut'ta 14 Şubat 2005'te öldürülmüştü. BM Soruşturma Komisyonu'nun ilk raporlarında, cinayete Suriye ve Lübnan istihbarat örgütlerinin karıştığı yönünde kanıtlar bulunduğu sonucuna varılmıştı.
Hariri suikastinde Mossad parmağı
Siyasi cinayetler üzerinde uzman olan Alman yazar Jürgen Cain Külbel'in Hariri suikasti üzerine yazdığı kitap çok konuşulacağa benziyor. "Mordakte Hariri: Unterdrückte Spuren im Libanon" (Hariri Suikasti: Lübnan'da Gizlenen Deliller) adıyla yayımlanan kitapta Cain Külbel, Lübnan eski başbakanı Refik Hariri'nin öldürülmesinde İsrail gizli servisi Mossad'ın rolünün olduğuna değiniyor. 312 sayfalık kitap, Kai Homilius Verlag yayınevi tarafından neşredildi. Hariri suikastini inceleyen BM Komisyonun önceki başkanı Detlev Mehlis'in Alman olduğu düşünülünce kitabın önemi daha bir artıyor. · BERLİN
Hariri suikastinde Mossad parmağı
Alman yazar Jürgen Cain Külbel yeni kitabında, Hariri'nin öldürülmesinde Mossad'ın rolünün olduğunu savunuyor.
19/04/2006
Siyasi cinayetler üzerinde uzman olan Alman yazar Jürgen Cain Külbel'in Hariri suikasti üzerine yazdığı kitap çok konuşulacağa benziyor. "Mordakte Hariri: Unterdrückte Spuren im Libanon" (Hariri Suikasti: Lübnan'da Gizlenen Deliller) adıyla yayımlanan kitapta Cain Külbel, Lübnan eski başbakanı Refik Hariri'nin öldürülmesinde İsrail gizli servisi Mossad'ın rolünün olduğuna değiniyor. 312 sayfalık kitap, Kai Homilius Verlag yayınevi tarafından neşredildi. Hariri suikastini inceleyen BM Komisyonun önceki başkanı Detlev Mehlis'in Alman olduğu düşünülünce kitabın önemi daha bir artıyor.
Bu arada, Hizbullah, silansızlanması yönünde rapor hazırlayan BM'nin bu önerisini reddetti. Lübnan'da faaliyet gösteren Hizbullah'ın parlamentodaki milletvekillerinden Ali Ammar, silahsızlanma çağrısı yapan BM raportörü Terje Roed-Larsen'i, "İsrail'in taleplerini Lübnan'ın kapısında uygulamaya çalışmakla" suçladı.